Sunday, March 22, 2015

Iskalamak kazanmaktır.

Bazı atışların skoru ıskalanmasında yatar.

Hatta bazen büyük ödül için, büyük ıskalamak gerekir. Çünkü hayat oyununda kurallar da, şartlar da değişkendir. 

Elinden gelenin en iyisi yapıp atış yapılır ve beklenir. Iskaladım sanırken kazanırsın ya da "Ahan da goool!" derken kaybedersin, kim bilir...

Bir de ayrıca hep 12'den mi vurmak gerekir ya? Kazanmanın kıstası bu mudur yani? Başarma hırsları, birincilik yarışları, kıyaslar, ön kabuller... Amaaaann ıskala gitsin ya! Sen ıskalayınca da güzelsin ;)

Sunday, March 8, 2015

Kadınlar Günü: Vereceksen Huzur Ver

Bana gün de verme, gül de.
Adam ol, yeter.

Gerçeklik: Bırak, Tanımsız Kalsın!

Bence zamanımız var. Her şeye değil evet, ama gerekene. Kesin. Zaten sen her şeyi olması gereken zamanda, geç kalmadan yapıyorsun. Zaman ve mekan, ne büyük illüzyonar diye düşündüm şimdi bak. Fiziksel dünyada deneyim yaşayan ruhsal varlıklar olarak biz insanoğlu :) Algısı sonsuzluğu kavrayamayan bizler yani. Bizim de işimiz zor. Ama değil de bir yandan. (Yaşasın dualite!)


Ya bir de şunu düşünüyorum: Hakikat/gerçek o kadar "ifade edilemeyen" bir şey ki... Bakma aslında, bu anlamlandırma kaygılarımız yüzünden her şeyi "tanımlama" hevesimiz. Ve o heves, hakikatin bir kum tanesinden daha küçük bir parçasını koparmak gibi. Tanımlara dökmek, o küçük parçacıkları Öz'den koparıp katıştırmak gibi geliyor bazen. Ve o bit kadar küçük şeyi gerçekliğin kendisi sanıyorsun. Hey hat! :)

O yüzden zaten düşünsene, bazen kelimesiz konuştuğunda ANLAM daha çok büyür; çünkü hissedilir. O hissi yine anlatmaya çalışsan büyüsü bozulur. Hani çok güzel bir rüya görürsün de, sabah kalkıp anlattığında kimse etkilenmez ya senin rüyandan. Onun gibi bir şey...

Tuesday, March 3, 2015

Ressama Dönüşen Kraliçe



Kraliçe olmak gibi bir derdim yok artık.
Ne gerek var?
Bir zamanlar varmış, doğru.
Ama şimdi, biçilmiş kaftanların sözüm ona şatafatlı kumaşlarını
Kesiyorum büyük bir keyifle.
Elimde kurşuni cesaret makası,
Parıldıyor bir özgürlük neferi gibi. 
Kırpık kumaş parçalarından yaptığım bu yeni elbise
Daha hafif, daha "ben; cuk oturuyor üzerime.
Coşkuyla eşlik eden kahkahalarımsa, bu dönüşüm senfonisinin en parlak notaları.
Maestrosu benim bu orkestranın.
Ahengi bozan, akoru bozuk kuşku enstrümanlarına yer yok artık.
Kadro değişti.
Varsa yoksa AŞKla duygulara refakat eden,
Umut, coşku ve mutluluk sazları tınlıyor en güzelinden. 

Ne büyük özgürlükmüş; 
Bunca zaman efendilik eden zihnin tacını almak elinden.
Yapay gürültülü düşünceleri
Değiştirmek gerçeğin sessizliğiyle.
Barışmak kendinle ve herkesle.
Sevmek kendini ve herkesi.
Teşekkür etmek tüm olan bitene.

Ohh ne hafifmiş insan aslında;
Her şeyi OLduğu gibi kabullenip devam edince.
Küsmeden kalıpları bertaraf edip, 
Yıkılmadan daha hızlı koşabildiğini görünce.

Ne güzelmiş be hayat; 
Her şeyde BİR'in sessiz tezahürünü HİSsedince.
ANLAMaya çalışarak zaman kaybetmeyince.
Geçip gitme eylemine GÜLmeyi ekleyince.
GÜLüp geçince yani.
Gözden değil, KALPten geçirince.

Demem o ki cancağızım,
Yaşam tuvalini istediğin renklerle donatmaktan korkmadığında,
Söyleneni değil, söylemek istediklerini hayata geçirmeye karar verdiğinde görebilirsin ancak;
O sıkıldığın, anlamsız gelen bayat hayat senaryosunun,
Özünde sürgün vermeye hazır taze bir YAŞAM olduğunu! 

YAŞAMak istiyorsan yani,
Hemen şimdi almalısın boya paletini eline. 
Çizmelisin istediğin renklerle içinden geleni.
Zira boya da sensin; resmettiğin de!